Hosgeldin Ramazan Eylül 24, 2006
Posted by ayhan ozturk in güncel.add a comment
Işte bir ramazan daha geldi.Türkiye ye kıyasla Amerika’da her ne kadar cok renkli gecmesede cok şükür kavuşturana diyelim…Bu kutlu ayın hepimize huzur ve bereket getirmesi dilegiyle,hepinizin ramazanı mübarek olsun.
Geceler Kaç Saattir Eylül 22, 2006
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.2 comments
Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat
![]()
En uzun gecenin hangisi olduğunu ne müneccim, ne de takvim yapanlar bilir…
Gam tutkunlarına sor ki geceler kaç saattir!..
-Sâbit-
bir dua Eylül 22, 2006
Posted by ayhan ozturk in din.4 comments

ALLAHIM !
BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ
Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.
Günlük yaşamda “ben” yerine, daha çok “sen” sözcüğünü kullanabileyim…
ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:
Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,
doldursun sarsın çevremi.
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim…
ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:
Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim
doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,
mutluluğu başkalarına da götürebileyim…
ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:
Düşünebileyim, konuşabileyim.
ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:
İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere;bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.
ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:
İyi insan,eş, baba,abi, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.
ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:
Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için
karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.
BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:
düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu
anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.
ÖYLE BİR TALİH VER Kİ : Yıllar sonra beni hatırlayanlar “herkese iyilik
eden, tüm insanları seven,
o düzeyde de sevilen bir kişiydi ” diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde
olabileyim.
ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:
Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;
bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise
elimi durdurabileyim.
ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:
Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim…
(alintidir)
Nezaket insaniyettendir Eylül 21, 2006
Posted by ayhan ozturk in hayata dair.add a comment
Size de öyle gelmiyor mu; bunalmıyor musunuz hadiselerin tıklım tıklım arsızlığından? Şimdi zamanın nefesi daralıyor üzerimize serpilen kasvetten; soluk almakta zorlanıyor gibi insaniyetimiz.
Turna geçmez dağlarda kaybedilmiş umut patikalarımız ve sancılı gecelerin karanlığında yitirilmiş tebessümün son güzergâhı.
Ne iktisadi buhranlar, ne siyasi kirlenmeler, ne de fakr u zarurettir bizi bugün düşkün ve zelil kılan. Çaresizliğin sesini duyamayan vicdanlarımıza atılmış çektiklerinden sızan bunca kötülükler de değil bizi mutsuz eden. Hayır, ihtirasa dayalı dünya düzeninin üzerimize boca ettiği “tut, kavra, kopar, al, sahip ol, yürüt, götür!…” seviyesizliğinden ayrı bir şey bu.
Belki içimizdeki yabanlıklar ve yabancılıklar şimdi düşmanımız, belki nezaketsizlikler…
* * *
Nezaket! Nazik bir kelime… Bir sehl–i mümteni… Bir estetik şahikası.
Nezaket bir umman; sevgiler uğuldar derinliklerinde, sevgiler coşar. Nezaket bir bahçe, şevk ile yürünür tarhlarında, şavklar saçılır yediverenlerinden. Nezaket hasbî bir tebessüm, kalbî bir yakınlık… Nezaket bir teşekkürün adı; bir derin şükür makamı.
Zamanın kadim koridorlarında ayak izlerine rastladığımız o nazik beyefendilere ve nazenin hanımefendilere ne oldu şimdi?! Hani şairler sevdiklerine ve babalar kızlarına “Senin teg nâzenîne nâzenîn işler münasiptir” diye iltifatta bulunur, onları nazikçe nezakete davet ederlerdi, neredeler?!.. Hani centilmenler, şövalyeler, zarifler, çelebiler?!..
Nezaket fikrini ne zaman kaybetti dünya?!.. Ve isim haneleri açık tevkif emirnamelerine bile nezaket cümleleriyle başlanan dönemlere ne oldu sahi!
* * *
Bir rüya görelim, gelin; önce yumalım gözlerimizi, uyuyalım, uyuyalım, ruhumuzdaki bütün kinler, nefretler, düşmanlıklar arınıp gidesiye kadar uyuyalım ve aniden bir nezaket ülkesinde açalım gözlerimizi. Nazik beyefendiler ve nazenin hanımefendiler arasına karışalım. Bir nesil kadar yaşayalım orada, yalnızca bir nesil kadar… Sonra acı gerçeklerin mutlu düşlere, paslı demirlerin parlak gümüşlere döndüğünü görelim. Yavuz bakışların tatlı gülüşlere durduğunu yaşayalım; Yunusleyin sevelim, sevilelim. Çünkü nazik beyefendiler ve nazenin hanımefendiler elinde yetişen bir nesilde yolsuzluklar, çeteler, ahlaksızlıklar, rüşvetler ve kanunsuzluklar olmayacaktır. O altın nesil olacaktır; pırlanta nesil olacak… Düşünsenize, böyle bir nesil işlerini aksatabilir, yahut sorumluluklarını terk edebilir mi? Nezaket çağında siyasetçiler yoldan sapar, memurlar haddi unutabilir mi? Herkes kendi işini en güzel şekilde yapınca o ülkede mucizeler yüz göstermez, maslahat düzelmez, ilerleme hız kazanmaz mı? Materyalist dünyanın akılla geldiği noktada baş gösteren bütün olumsuzluklar o nezaketin ayakları altında kor değmiş karlar gibi eriyip gitmez mi?!..
* * *
Kişideki bir nezaket noksanı öncelikle kendisine zarar verir; ama toplumdaki nezaketsizlik dünyanın bedii direğini sarsar gitgide; güzelliğin ve iyiliğin koordinatlarını karalar. Nezaket noksanı bir teşekkür noksanıdır bu yüzden.
Nezaket bir gülümseyiş, nezaket bir bakış, nezaket bir merhabadır; nezaket tam çağında bir gönül alma, ta yürekten bir teşekkürdür çünki.
Nezaket bir insaniyettir. O hâlde biraz daha nezaket, biraz daha.
>iskender pala’dan
LEYLÂ ile MECNÛN Eylül 20, 2006
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.add a comment
Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur.Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır.Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar.
Okulda başlayıp gittikçe alevlenen bu macerayı Leyla’nın annesi öğrenir.Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez.Kays okulda Leyla’ yı göremeyince üzüntüden çılgına döner,başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar.Mecnun’ un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla’yı isterse de Mecnun(deli, çılgın) oldu diye Leyla’ yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun’ u çölde bulur.Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ’ yı tanımaz.
Babası Mecnûn’ u iyileşmesi için Kâbe’ ye götürür.Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn,kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:
“Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni.”
Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar.Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir.Bir zaman sonra âilesi, Leylâ’ yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir.Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm’ ı vuslatından uzak tutmayı başarır. Mecnûn, çölde, Leylâ’ nın evlendiğini arkadaşı Zeyd’ den işitince çok üzülür.Leylâ’ ya acı bir sitem mektubu gönderir.
Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn’ a anlatır.Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.Bir müddet sonra Mecnûn’ un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner.Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn’ u çölde aramaya başlar.Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ’nın maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn’ u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz.Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer.Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ’ nın ölüm haberini öğrenir.Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;
“Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez.” Der, kabri kucaklayarak ölür.Bir müddet sonra Mecnûn’ un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında,Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür.Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:
“Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ’ dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri,aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular.”
vira bismillah Eylül 20, 2006
Posted by ayhan ozturk in Uncategorized.1 comment so far
Su sanal alemin hastaligina ben de dahil oldum.Evet artik bende internette bir gunluge sahibim.Tum dunyaya hayirli olsun:))
