gözlerim.. Eylül 12, 2009
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.1 comment so far
“hicriyle cifte nehr-i revan oldu gözlerim
ol nev-nihali hayli zaman oldu gözlerim”

Katre-i Matem Ağustos 24, 2009
Posted by ayhan ozturk in edebiyat, güncel.4 comments
-Işığı görüyor musun?
-Şu kaybolmayan ışığı mı?
-Evet!.. Tıpkı kalbimdeki sen gibi…
-O ışık gibi ben de kalbinden hiç kaybolmayacak mıyım?!..
-?!..
Gözlerinden yaşlar döküldü…
O sırada deniz, dolunayın kendisini çektiğini bilememişti. Nasıl bilebilirdi ki?…”
Katre-i Matem – Iskender Pala
Mecnun’un Sitemi!.. Mayıs 14, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.14 comments
Bir bütün idim ben Leylâ ile.Sense Leylâ’yım diyorsun.Sen Leylâ isen eğer; beni yakmaya hayalin yeter, takatim yok sana kavuşmaya. Varlığı olmayan bir zerreye aynadan ne fayda?Canım gideli hayli zamandır, cismindeki bir başka candır; bir özge candır. Sensin beni benden ayıran, uzaklaştıran.Ben yokum, senin tecellin var. Vuslatının ağır yükünü kaldıramam ki. Önceleri sen vardın, şimdi ben yok oldum. Manevi dünyamda dostum daima sensin. Dış görünüşe değer verme bahsi ortadan kalktı artık. Gönül çok önceleri sana koştu canım seninle gitti. Şimdiki canım Leylâ’ya değil, Mevlâ’ya yönelik. Bir’lik yolunda seninle olmam, yanarım. Şimdi, gözümün nuru, gönlümün aydınlığı!..
Ben maskaralığa nam salmışım bari sen bu yola girme. İçinden çıkma namus perdesinin. Mecnun olan benim; bana yaraşır delilik, kınamışlık. Şimdi git, aşk töresini, âşıklık geleneğini, maşuk gidişatını bozma. Gir şimdi, ey vefalı! Açtırma kötü söz arayanların dudaklarını; sakız verme dedikodu arayanların ağızlarına. Beni aramaya çıktığını âleme bildirip deliliğine ferman yazdırma. Kimse seni burada görmeden git.
Ben ki varım; sen içimdesin, bunu bil!..
Leyla İle Mecnun – İskender Pala
gizli… Mayıs 10, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat, hayata dair, müzik.5 comments

“harâbât ehline hor bakma zâhid
virânelerde gizli hazineler var”
Eziyet ! Nisan 14, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.10 comments
Vaslım dileyen cevrimi çeksin der imiş yâr
Bu va’desi gûyâ ki değil cevrine dâhil

Sevgili, “Vuslatımı dileyen eziyetime katlanır!” diyormuş
Sanki bu vaadi eziyet değilmiş gibi!,(Oysa bu söz de bir zulümdür.Âşıka vuslattan söz ediyor. Buna dayanılır mı hiç!…)
sevdim seni Nisan 11, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.11 comments
Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni
Böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni
Ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nüh felek
Şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni
Bend-i peyvend-i dilim ebrû-yı gaddârındadır
Rişte-i cem’iyyetim zülf-i siyeh-kârındadır
Hastayım ümmîd-i sıhhat çeşm-i bîmârındadır
Bir devâsız derde oldum mübtelâ sevdim seni
Ey hilâl-ebrû dilin meyli sanadır doğrusu
Sûy-i mihrâba nigâhım kec-edâdır doğrusu
Râ kaşından inhirâf etsem riyâdır doğrusu
Yâ savâb olmuş veya olmuş hatâ sevdim seni
Bî-gubârım hasret-i hattınla hâk olsam yine
Sıhhatim rûh-i lebindendir helâk olsam yine
Tîğ-i gamzenden kesilmem çâk çâk olsam yine
Hâsılı beyhûde cevr etme bana sevdim seni
Gâlib-i dîvâneyim Ferhâd u Mecnûn’a salâ
Yüz çevirmem olsa dünya bir yana ben bir yana
Şem’ine pervâneyim pervâ ne lâzımdır bana
Anlasın bîgâne bilsin âşinâ sevdim seni
aciklamasi
Yüzbin cefâ etsen vazgeçmem, bir kere sevdim seni. Kazâ ve kader kalemi alnıma böyle yazmış; seni sevdim bir kere. Dokuz gök döndükçe bu sözden dönmezem: Sevdim seni; yer gök, aşkıma şahit olsun.
Gönlümün bağı, bağlantısı, gaddar kaşındadır; topluluğunun bağı zalim siyah saçlarındadır. Hastayım , sıhhate kavuşma, ümidim hasta gözlerindedir. Devâsız bir derde düştüm: seni sevdim .
Ey hilâl kaşlı, doğrusu bu: Gönlün meyli sana; mihrâba bakışım bile eğrice bir tarzda . “Râ” harfine benzeyen kaşından dönsem bile bu dönüşün riyâdır ancak. Ya doğru olmuş, ya eğri olmuş; doğru bir iş etmişim, yahut yanılmışım; ne olmuşsa olmuş; seni sevdim ben.
Kaşının, gözünün, saçının hasretiyle toprak olsam bile tozum yok.Sıhhatim, helâk olsam bile, gene de dudağının ruhuyladır. Paramparça olsam da bakışının kılıcından ayrılmam yine sevdim seni; cevretme, cefa etme.
Deli-divane Galib’im; Ferhad’a Mecnun’a salâ. Dünya bir yana gitse ben bir yana gitsem gene de senden, aşkından yüz çevirmem. Senin mumuna pervaneyim pervane gerek bana. Yabancı anlasın, bildik bilsin ben seni sevdim.
Şeyh Galib – Şarkı
uzaklar ve çünkü Nisan 7, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.8 comments
“sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım” ın çok ötesinde benim hikayem.. çünkü sen bu satırları okumadan önce de ben çok uzaklardaydım…
çünkü den sonraları karıştırıyor hep ufacık dünyamı. senin beni okuyup okumama ihtimalin bir yana, varlığımdan haberdar mısın onu bile bilmiyorum..sen kim misin? bir sevgili? hayır. nesin peki? ılık meltemlerin estiği güzel yüzlü bir günsün.
parmaklarımın ucundan kayıp giden ufacık bir kelebek gibisin, narin ve nadide.
ey zaman!beni içine hapsedip gitme…
sokak lambaları yandı, yollarda soluk bir sessizlik geziyor. sağa sapıyorum yol sana geliyor, sola sapıyorum yol yine sende bitiyor… sonra anlıyorumki yollarımın bütünü zaten senden oluşuyor…
Merve Cankurt
âh meded! Nisan 4, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.add a comment
Zabt-ı âh eylemedir âşıka evvel çâre
Ben ise âhsız aram edemem âh meded
![]()
Âşıkın yegâne çaresi, âh-vâh etmemektir
Ben ise âh etmeden duramıyorum; âh, meded!
- Nef’i -
Aşk ki Vardır, Gerisi Vesairedir… Mart 23, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat, hayata dair.10 comments
Eski âşıklar sevgili uğrana ölmeyi bir ideal, bir amaç bilirlermiş. Onlar, uğruna ölünecek sevgililer buldukları için bahtiyar idiler. Gün gelir, sevgililer de âşıklarını sever umudunu içlerinde durmadan büyütüyorlardı. Oysa aşk, iki kişi arasında asla eşitlenmeyen bir şeydi. Allah, âşığın uğraştığı sevgiyi maşuktan esirgemişti. Bunun içindir ki âşıklar, ya kendilerine verilen derdin aynısının sevgiliye de verilmesi ya da sevgilide ki vurdumduymazlığın aynısı ile kendilerine de ihsanda bulunması için yakarır dururlar. İsterler ki, Allah aşkı seven ile sevilen arasında eşit bölüştürülsün… Oysa aşk bu demek degildir. Seveni sevmek kolaydır; marifet o sevmediği zaman da onu sevebilmektir. Gerçek âşık bilir ki, kendi içindeki aşk ateşinin aynısı sevgilide de vardır ve gönülsüz de olsa, o da aşkı duyumsamaktadır. Ne var ki sevgili çok sabırlı, âşık da sabırsız olduğu için bu aşk yarası tek taraflı kanamaktadır. O acılar, o ayrılık ve hasret ateşleri âşığı yakıyorsa öte yandan da pişiriyor demektir… Âşık, ancak bu pişme sürecinde ham iken olduğun, çiğ iken kâmil olur. Çünkü aşk yolunda varılacak merhalelerin en yücesi, aşkın olgunluğu ile kendi dünyasını kurabilmektir. O mertebeye gelindikten sonra aşk uğrunda can vermek âşığa âsân gelir.
Amaç aşk uğruna ölmek değil, uğruna ölünecek aşkı bulmaktır. Bu aşk, cennet emelinden uzaklaşıp cemale erme hedefini gözetir. böyle bir aşka giriftar olduktan sonra geriye ne kalır ki!?.. Dünyayı elinin tersiyle itiver gitsin!.. Hani Fuzûlî’diyor ya:
Cennet için men eden âşıkları dîdârdan
Bilmemiş ki cenneti âşıkların dîdâr olur

Cennetten uzaklaştırdığı gerekçesiyle âşıkları sevgilinin diyarına (yüzüne) bakmaktan alıkoyan kişi bilmiyor ki âşıkların cenneti sevgilinin yüzüdür!..
İskender Pala-Divane Güzeller
“K….” Mart 16, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.11 comments
Kader’dir,aşk…
Aşka irade tesir etmez.
Aşıklar bir ilahi kaderi yaşarlar.
Neden, nasıl olduğunu bilmedikleri bir halin yoludur önlerinde uzayan.
Ayakları alıp götürür insanın ,kalbi alıp sürükler sevgilinin saçlarına doğru.
Bir kaderi yaşamaktır aşk.
Aşıklardan sual olunmaz bu yüzden.
Aşktan sual olunmaz insan.
Aşık,muaftır.
Onu oradan almaya hiçbir güç,hiçbir istek yetmez.Aşık ancak kaderi gereğince aşktan uzak kalır.
Doğmak gibidir aşk.Kendiliğinden…Ölmek gibi ya da ,tayin edemeden …
Belirlenen saattir üzerimizde ,yağmurun yağması,güneşin doğması,çiçeklerin açması,mevsimlerin dönmesi,nehirlerin akması,kuşların kanat çırpması,rüzgarın esmesi,bulutların hareket etmesidir aşk.
Sur’un üflenmesidir.
Saattir aşk.
Sevgiliyi gördüğünde artık başka yöne çevirmemektir bakışlarını.
Aşk kanattır…
Her sabah ezanında Süleymaniye’den gökyüzüne yükselebilmektir.
Bu şehri baştan aşağıya dolaşabilmektir aşk.
Boğaz’ın esintisine bırakmaktır kendini.
Alçalıp,Eyüp sırtlarında nefes almaktır.
Bir vapura eşlik etmektir Üsküdar’dan Sirkeci’ye.
Bir martının kanadının peşinde,Marmara Denizi’nin altını üstüne getirip lodosla yarenlik etmektir…
Boş bir pet şişe ,yarısı yırtık bir mektup ve buruşturulup atılmış bir Maltepe sigarası paketiyle,Samatya açıklarından karaya vurmaktır.
Aşk hep karaya vurmaktır.
Aşk ,an geldiğinde başka bir gökyüzüne de uçabilmektir.
Alıp başını buralardan gidebilmektir bir gece vakti.
Özgür olmaktır.Kanatlanıp bir dağın zirvesinde nefeslenmektir.
Alıp sevgiliyi bu şehrin namussuz karanlıklarından ,uzaklara,bir masalın şefkatli kollarına uzanmaktır.
Alıp sevgiliyi,bu kirden ,pastan uzaklara kaçmaktır.
Bir şarkıya kanatlanmaktır,çok eskilerde kalmış bir köy evine uçmaktır.
Kader göz ettiğinde ,hesapsızca takılıp peşine ,nereye derse oraya varmaktır.Aşk varmaktır.
Şimdi çok gerilerde kalmış sımsıcak bir hatıraya süzülmektir,sevgilinin ellerinden bahsedip…
Aşk kimsesizliktir…
Bir anda ıssızlaşmak ,kimseleri görmez olmaktır.
Köyün delisi,mahallenin enayisi,alemin abdalıdır.
Öylesine yalnız ,öylesine bir başına ,öylesine kimsesizdir aşık…
Ve aşk öylesine kalabalık…
Kendi dilini konuşur,kendi hayalleriyle ayakta kalır,kendi boşluğunu doldurur sigarasının dumanıyla.
Aşk hali yokluk halidir bir tarafıyla .
Herkes bir yerlere gitmiştir.Hiç bilmediğin yerlere.
Ne arayanı vardır aşığın ne de soranı.
Kimsesizliğine bir tek sinema perdeleri ortak olur.
Bir tek emirgan parkı sorar hatrını.
Bir tek sokak satıcılarının sesi duyulur aşığın odasında .
Kimsesizliğin yaydığı bir suskunluktur aşk.
Aşk derin bir kuyudur…
Kervanların uğramadığı yollarda kalmış bir kuyudur aşk…
Yusuf’un kuyusu…
Kaderin ta kendisidir…
Bir kuyunun karanlığında,bir kuyunun kuytuluğunda,bir kuyunun endişesinde umut etmektir,dua etmektir,yakarmaktır,beklemektir.
Kuyunun içinde bile susuzluk çekmektir.
Bir Beyoğlu gecesinin neon ışıklarla aydınlatılmaya çalışılan günahkar karanlığında kaybolmaktır aşk.
Kader neredeyse, orada olmak;kaybetmekse istenilen eyvallah diyebilme yeteneğidir.
Kuyunun ortasında belki de ölüme yakın durmaktır aşk.
Boğazı patlarcasına bağırmak,seslenmek,birilerini varlığından haberdar etmektir aşk.
Ben buradayım diyebilmektir,ben aşığım diyebilmektir,aşkını cümle aleme haykırabilmektir aşk.
Bir aşka düşmek,bir kuyuya düşmektir.
Kader ve aşk bir kuyuda birlikte yıllarca yaşayabilir.
Yeter ki insanın içindeki Yusuf yanı onu dımdızlak bırakıp gitmemiş olsun.
Yeter ki kuyu ,o kuyu olsun.
Aşk, bütün karanlıklara ve zamanlara karşı beklemeyi bilmenin ta kendisidir.
Nasıl olsa kader ,hep yanı başında ve olması gerekenin yanında yer alacaktır.
Aşk böyle tarifsiz bir alınyazısının ebcedidir….
ibrahim sadri – Aşk 29 harftir
uykudaki… Mart 2, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat, hayata dair.7 comments
Işığın savaşçısı, düşünden uyanmaktadır.
Şöyle düşünür: “Benim büyümemi sağlayan bu ışıkla nasıl baş edeceğimi
bilemiyorum.” Ancak ışık yol olmaz.
Savaşçı şöyle düşünür: “İçimden gelmese de bazı değişiklikler yapmam
gerek.”
Işık yok olmaz, çünkü ‘içinden gelmemek’ sözcükleri tuzaklarla doludur.
Sonra savaşçının gözleriyle yüreği bu ışığa alışır. Işık onu korkutmaz
olur ve sonunda savaşçı kendi Menkıbesini kabullenir, bu yaptığı, riske
girme anlamına gelse de.
Savaşçı, uzunca bir süredir uykudadır. Ağır ağır uyanması çok doğaldır.
…
Ah aşkın elinden!… Şubat 14, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat, hayata dair.29 comments
Bir çoğalmadan ibarettir aşk, bir coşmadan, kabarmadan, büyümeden ibarettir. Devamlı artmayan bir duygunun aşk olması ne mümkün?
Sözün var olduğu günden beri, en fazla sarf edildiği alan aşktır. Aşk üzerine söylenmiş sözlerin sınırı yoktur. Belki söylenmemiş söz de yoktur; ama her dönemde başka türlü söylenmekten dolayı çoğalan söz vardır. Söz nötr bir varlıktır, üst derecesi kelam, alt derecesi laftır. Sözün kelam derecesinde konusu aşktır. Söze en güzel manayı aşk verir. Bütün boyutlarıyla sözü aşkla söylediğiniz zaman sözün güzelliğini hissedersiniz. Bir cümleyi aşkla yazın; görün cümle ne kadar güzelleşir. Usulen yazılan cümleden muhatabın alacağı pek bir şey yoktur..
Hayatin aşktan yoksun olduğu hiçbir zaman gösterilemez ki. Bitkinin hayati olsun, insanin hayati olsun, dünyanın hayati olsun, bütün hayatların her kademede aşka ihtiyaçları vardır..
Aşkla bakmak; yürekle bakmak demektir. Göz sadece bir fonksiyonu yürütür; ama fonksiyonun içini dolduran, onu san’ata dönüştüren gönüldür. Biz gözümüzle bakarız; ama gören gönüldür. Gönlümüzde aşk varsa, gözün gördüğü güzeldir..
“Yalnızca bir türlü aşk vardır; ama görüntüleri binlerce türlüdür” der bir bilge. Üç çeşidini söyleyelim: Aşk beşeridir; şakayla baslar, sorumluluk getirir. Gözden girer, gönülde yasar. Surete meyledenler ziyandadır. Aşk platoniktir; sohbetle baslar, zahmet getirir. Zihinden girer, gönülde yaşar. Siretini süslemeyenler yol şaşırır. Aşk İlahidir; imanla başlar, vahdete götürür. Gönülde doğar, gönülde yasar. Sırrı saklamayanlar, başını verir.
Aşk, Allahu Teala’nın “Bilinmeyi istedim kainatı yarattım” buyurduğu noktada başlar. Ve oradan bir ırmak gibi birdenbire coşkuyla akar, binlerce yola ayrılır, binlerce ırmak oluşur. Bir bastan binlerce baş oluşur. Onun için bir türlü (dahası…)
öğrendik.. Şubat 14, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.9 comments
Cihân güzelleri cün bivefâ imiş bildik
Gönül vefasıza vermek hata imiş bildik
Anı ki cân u cihândan aziz sanırdık
Diriğ ömr gibi bivefâ imiş bildik

Ne vakit ki dunya guzellerinin vefasiz oldugunu anladik,gonlu vefasiza vermenin bir hata oldugunu o zaman ogrendik
Sevgiliyi candan ve cihandan aziz sanirdik;eyvah ki o da omur gibi vefasizin biriymis,artik ogrendik.
Su Kasidesi Şubat 3, 2007
Posted by ayhan ozturk in edebiyat.193 comments
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su
(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.)
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su
(şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır, bilemem..)
(dahası…)
