ve mecnun can verdi Mayıs 21, 2007
Posted by ayhan ozturk in günlüklerim.add a comment

bende mecnundan füzun aşıklık istidadı var
aşık-ı sadık benim mecnunun ancak adı var
Karanliklarda Isigi Beklerken Ocak 14, 2007
Posted by ayhan ozturk in günlüklerim.7 comments
Koyu gecelerin karanlik semalarinda yoktu eski parlak yildizlar.Yoktu mehtap tadindaki eski ay ve yoktu safaklarda isigiyla delip gecen ,karanliklari isigiyla bogan gun,gunes.Hicbirsey eskisi gibi degildi uzun sureden beri.Ve belki de uzun bir muddet daha da olmayacakti isik,gelmeyecekti seher.
Ta ki biryerlerde isigi dogdurana dek…Atesi atesle sondurme nasilki ise yaramayacaksa, oturupta karanliga sovmek de yararsiz olacakti ayniyla vaki olarak.Yapilmasi gerekli olani yapma cabasi baslamaliydi artik, baslamaliydi artik ictekilerin disa yansimasi, distakilerin ice suzulmesi.Ve yavas yavas hizlanmaliydi isigin savascisi ,karanlik son demlerini daha da buyutme cabalarina haiz iken.Yeryuzu insanlari alabildigince koyu karanliklarda birdaha uyandirilmamak uzere kalbin olumune uyutulurken, etrafta olup biten bu hazin uyutulmaya seyirci kalinamazdi.Yakaza haliyle de olsa az bucuk bilinci acik, bir ab-i hayat gibi yetistirmeliydi nefsinden arinmis nefesini.Ve asil mesaleyi alan elden ele onu aktarmaliydi.Kendini yakma pahasina etrafi aydinlatmali ve pervane olmaliydi.Askla uyanmis kalbinin sesine kulak vermeliydi,gonlundeki isigi takip ederek. Ve yedi sirrin ic hakikatini kavrayip,dersini almaliydi. Aynada kendini temasa ettikten sonra aynayi tasimaliydi mahur gozlere.Boylece isigin yansimasindan baska birsey olmadigini idrak etsin ve hakikate kapilar acilsin diye.Anahtarlarin ters donecegine inanip isiga kavusmayi ozleyip beklerken…
Daralan zamanlardaki yukselen nefes Kasım 12, 2006
Posted by ayhan ozturk in günlüklerim.add a comment
Karanligini bir ortu misali uzerine serer gece.Ve bilinir ki o gecelerin ortulu siyah semalarinda ayagindaki agir zincirleri cozen kayip zamanin cocuklari anlik da olsa siyrilir gider bu toz-toprak ulkesinden.Tum dertlerini bu kurede birakir ve semalarla beraber semaya kalkarlar kendi guclerince.Ama bu bilinen guclerden askin ve taskin bir halin gucudur. Nefislerin ” guc bende artik” seslenislerinin aksine, nefeslerin “guc Sendedir” edasiyla yankilanir afak-alem. Galaksilerden atom alti parcaciklarina kadar tum ortalik bu nidayla ortaligi inletir.Ama hisseden gonule , urperen kalbe vede dokulen gozyaslarina aksettirir sesini.
Aksi-seda olup yankilanan aslinda ten kafesinden anlik ruyalarla kurtulanlardir. Hasretin sonu gelmeden asmistir zamanlari ve baslamistir baska boyutta,buudda yasamaya. Ask olmustur yayilmistir her yere ,kalmamistir belirli zamanlarda ve takilmamistir bilinen mekanlardaHepsi de olup biterken aslinda bilir ki gordugu ruya icindeki bir kucuk ruyadir vede asil hakim olan kendisi degildir .Gucu verir asil verilmesi gerekli Olana.Ve Sultana Sultanlik fakire de fakirlik yakisir der, fakirligini oynamaya koyulur istiyakla. Cunku bilir ki kendini bilen bilinmesi gerekli olani bilmeye yaklasmistir.Ve kapidaki dilenci misali yalvarir durur .Ama bunu yaparken orada sadik bir durus, askla bekleyis ve gozyasiyla seslenis sarttir .Bunlardir belkide kendi pasli kapisinin kilidini cozecek olanlar.Ve yine bunlardir gucune guc katacak olanlar.
Kapinin ardina kadar acilacagi umidiyle dua eder ,beklerVe bilir ki duanin gerceklesmesi demek olan mucize dua edebilmenin ta kendisidir.
Dert ve ders Kasım 3, 2006
Posted by ayhan ozturk in günlüklerim.3 comments
Elbet anlaşilir bu dil, neden kelimeleri bir yay misali gerip ok gibi firlattigi.Ve hedefine varmak icin bunca cile cektigi ,yollari aşip gectigi..
Ve sen ey gonül.Sende anlaşilacaksin bir gün.En gizli olarak neleri icinde barindirdigini ,buyuttugunu ve hissiyatinla nelere tercuman oldugunda bilinir belkide. “O aramakla bulunmaz,ancak bulanlar yine de arayanlardir” sirrinca nasil geceler boyu inleyip durdugun ezel kalemleri tarafindan yaziliyordur.Sesleri duyulmasada kalemin,gorünmesede yazanlari sen biliyorsun ve en onemlisi hissediyorsun ya.Iste anahtarda elinde: “O’nu buldu isen herseyi buldun” Ve gun gelir arananlar ve istenenler de bulunur daha dogrusu buldurulur, bahşedilir… Gonül maglup olmaz demistim.Işte yine diyorum ki maglup olmaz ve olmayacaktirda.Cünkü zafer hislere inanan gonül ordularinindir…
Anlasilir birgun sizinde neler cektiginiz, anlasilir bir mum misali eriyip gittiginiz.Ama asla yok olup bitmediginiz .Aksine yandikca büyuyen yangin misali gonul hanesindeki yanginlarinda bazi duygulari daha da buyuttugu gibi dildeki sozü ve gonuldeki ozü de buyuttugu ve bu buyutme neticesinde hamliktan pisme merhalesine gectiginiz belkide gorulur.
Ey dil ve gonül.Sizlerki iki dostumsunuz.Sizsiz ben ifadesiz,siz olmadan ben hissiz. Hisleri gunes misali icinde kaynatan gonul , ve ay gibi onlari disa parlatan dil. Sizler ki guzel olursaniz oz guzel olur ,sozler heryani bahar misali yesertir , karanliklar yerini aydinliga, kislar yerini baharlara birakir. Ve gün gelir anlasilmayanlar anlasilir,hissetmeyenler hislere ortak olur ve erirler.Sizi anlayan,hislerinize ortak olan…ama acaba bir gün,günlerden bir gün, gelir mi?…
“Payın sadası gelse de sen hiç gelmesen
Men dinlesem kıyamete dek, vuslat istemem
Bulsam izinle semtini, ol semte ermesem
Aşsam zamanı hasretin encamı gelmeden.”
-İ. Hami Danişmend-
(sen hiç gelmesen bile ayağının geliş sesini kıyamete kadar dinlesem yeter; ayrıca vuslat istemem. Senin izini takip ederek mahalleni bulsam ama o mahalleye bir türlü ulaşamasam…ve ayrılığının sonuna ulaşmadan bütün zamanı aşıp (ve ya tükenip) başka bir boyutta(aşk boyutunda) yaşamaya başlasam…)
Hislenişler ve duyuşlar Ekim 14, 2006
Posted by ayhan ozturk in günlüklerim.add a comment
”aglarim, aglatamam
hissederim, söyleyemem
dili baglidir kalbimin
bundan pek bizarim”
Yitik ulkenin cöllerinde aranan ve hayal aleminin kapisindan aralanandi o. Senelerin sabrinin meyvesi, gönul hanesinin neşvesiydi belkide. Karanliklar icinde saklanan, işigini yuregine doldurandi. Son’a suz ‘u ekleyecek, gerekirse bir ömur boyu beklenecek olandi. Incelik dolu , narin, sirça saraylarini andiran,papatya misali taclanan idi. Ve hepsinin ötesinde …belki de koca bir hayal,alemi-i ruyanin en buyuk düşüydü.Ama rüyalara kabuslar karisti, karanliklar yureği sardi.
Yanliş olan meftun olmak degil, neye karşi meftun oldugunu bilememek.Bilememek yanlis kilar bu yüzden guzelliği.Yanlisa tavir koyabilmektir guzel olan.Kötu bir görüntuye,kötu bir yaziya,bir harekete hepsinden öte, bir söze.Söz ki bir kurşun olur, vurulur en zayiflar bazen.Tipki tarih yazanlarin !!! dunyasinda vurduklari gibi kuçuk bedenleri ve masum yurekleri ,söz de kalb dunyasini vurur aynen boyle.Hele hele bu soz elmasdan cikiyorsa kesmedik yan dökmedik yara birakmaz.Yarali bir kalp, yarali duygular içimizi köstebek misali kemirir; huzur ugramaz olur semtimize. Nezaket fikrini kaybetmiş bulunan gözler, sözler artik değer taşiyamaz hale gelir.Halbuki öze karsi sözle gelmek yitirmektir,kaybetmektir belkide en önemlisi kaybolmaktir.Bakislarinda nezaket ,fikirlerinde zerafet olmayan insanlarin eriyip kayboluşu gibi.Ey nefsim ve ey nefis sahibi nefesim! Içindeki kötülugun sesini kes,sana yabanci olan tavir ve davranislardan uzak dur,karanliklari isiginla boğ ve yeniden ic dunyana cicekler açtir,yeniden gül yanakli gonca dudakli ol. Ol ki boyle dudaklardan güller acilsin, inciler sacilsin
Kurşunlar nereye isabet ederse orayı söndürür, güller yüreğe isabet edince nefreti aşka döndürür…
vakt-i gece Ekim 1, 2006
Posted by ayhan ozturk in günlüklerim.5 comments
Bazi gunler vardir hic tukenmez,bazi geceler varki hic bitmez. Oyle ki dusundukce, karanliklarini arttiran bir golge olur coker ve nefes alamaz hale gelir insan boyle durumlarda.Ama bazi anlar vardir ki nefes almaya ihtiyac duyulmaz, gormeye goz acilmaz…cunku bunlara ihtiyaci olmayan bir ruh vardir.Bes duyulardan siyrilir, alem uykuya dalmisken ansizin uyaniverir hani bazi zamanlar. Zamanlar da zaman degildir hani artik.Ne zaman ne de mekan vardir.Bunlar birer gercek mi yoksa hayal mi bilinmez belkide.
Ama her daim var olan Tek gercek vardir: “O’nu bulan neyi kaybetmistir ki, ve O’nu kaybeden neyi bulmustur ki” …gece de ,karanliklar da, zamanlar da,mekanlar da, bekleyipte gelmeyenler de hep O’ndan. Madem hepsi O’na bagli, uzulmenin anlami ne?! Ama olmuyor iste,yapamiyor insan herzaman,beceremiyor bir turlu tum kederlerden siyrilmayi.Demekki bunlarla da bir seyler anlatilmak isteniyor,insana bununlada ders veriliyor .Demekki bazen aci olmadan olmuyor.Belkide tum bu acilar ilerideki sonsuz sevinclere giden yolun mesaleleriydi .Iste tum bunlarla beraber anlam aliyordu hersey.Bunlardi beklemeleri tatli kilan.Belki de hic bitmeyecek gibi gozuken gunleri bunlarla asacagim kimbilir.Aslinda hayat her zaman insan lehine isler.En olmaz sikintilar bile aslinda insanin iyiligi icindir.Ama bu arada sabir deneniyordu,kararlilik, istediginden vazgecmeme imtihan ediliyordu.Kisacasi ben buyuk bir sinav yasiyorum.Ve bunu bilmenin ferahligiyla bir nevi sabrediyorum.Ve biliyorum ki,
her duanin cevabinin zamani vardir…
